Evde Bir Akşam Üstü: Kari Koca Kavgası
Akşam yemeği için masaya oturduk. Tabaklarda patates kızartması, salata ve köfte vardı. Her şey normaldi, ta ki ben patates kızartmasını tabağıma alırken eşimin gözlerinin bana dikildiğini fark edene kadar.
Yemekten sonra televizyonun karşısına geçtik. Eşim eline kumandayı aldı ve bir reality show açtı. Ben ise bir aksiyon filmi izlemek istiyordum.
Ertesi sabah, banyodan çıktığımda eşim bana öfkeyle baktı.
Evlilik, böyle küçük tartışmalarla dolu bir macera. Patates kızartmasından havlulara, televizyon kumandasından yatak örtüsüne kadar her şey bir kavgaya dönüşebilir. Ama aslında, bu tartışmaların hiçbiri ciddi değil. Sadece birbirimizi ne kadar önemsediğimizi ve bir arada olmanın ne kadar eğlenceli olduğunu gösteriyor. Sonuçta, patates kızartması nasıl kesilirse kesilsin, televizyon ne izlenirse izlensin, havlular nasıl katlanırsa katlansın, önemli olan birlikte gülebilmek ve bu küçük kavgaların üstesinden birlikte gelebilmek.
Evde her şey normal görünüyordu. Akşam yemeği hazır, televizyon açık, koltuklar mis gibi davetkar. Ama belli ki, bu sakin görüntünün altında fırtınalar kopmaya hazırlanıyordu. Çünkü bizim evde, en basit konular bile bir anda dünya savaşına dönüşebilir. İşte o gün de öyle oldu.
Akşam yemeği için masaya oturduk. Tabaklarda patates kızartması, salata ve köfte vardı. Her şey normaldi, ta ki ben patates kızartmasını tabağıma alırken eşimin gözlerinin bana dikildiğini fark edene kadar.
- Eşim: (Gözlerini kısarak) O patatesleri nasıl kesiyorsun öyle?
- Ben: (Şaşkın) Ne yani, patates kızartmasını nasıl kesilir ki? Ağzıma atarım, çiğnerim, yutarım.
- Eşim: Hayır, öyle değil! Sen patatesleri büyük parçalar halinde kesiyorsun. Bu bir patates kızartması değil, patates bloğu!
- Ben: (Gülerek) Yani sen diyorsun ki, patates kızartmasının bir standardı var ve ben bu standardı ihlal ediyorum?
- Eşim: Evet! Patates kızartması ince ve çıtır olmalı. Seninkiler ise adeta birer patates kütlesi!
Yemekten sonra televizyonun karşısına geçtik. Eşim eline kumandayı aldı ve bir reality show açtı. Ben ise bir aksiyon filmi izlemek istiyordum.
- Ben: (Kumandayı işaret ederek) Hadi ama, o reality show’ların hepsi aynı. Bir sürü insan bir evde kalıyor ve birbirlerine oyun oynuyor. Ne farkı var ki?
- Eşim: (Gözlerini devirerek) Sen hiç anlamazsın! Burada strateji, dostluk, ihanet var! Bir de duygusal anlar tabii.
- Ben: (Alaycı) Evet, evet. Bir de herkesin birbirine sarılıp ağladığı sahneler. Çok orijinal!
- Eşim: (Kumandayı sıkıca tutarak) Ben izliyorum, sen de izlemek zorundasın!
- Ben: (Kumandayı kapmaya çalışarak) Hayır, ben izlemeyeceğim! Bugün benim film izleme hakkım!
Ertesi sabah, banyodan çıktığımda eşim bana öfkeyle baktı.
- Eşim: (Eliyle havlu dolabını işaret ederek) Bu havluları nasıl katlıyorsun öyle?
- Ben: (Şaşkın) Yani, havluları katlıyorum işte. Ne var bunda?
- Eşim: (Havluyu açarak) Bak! Bu havlu düzgün katlanmamış. Kenarları hizalı değil, katlar belli belirsiz. Bu bir sanat eseri değil, bir havludur!
- Ben: (Gülerek) Yani sen diyorsun ki, havluları katlamak bir sanat ve ben bu sanatta başarısızım?
- Eşim: Evet! Havlular düzgün katlanmalı ki, dolap düzenli görünsün. Seninkiler ise adeta birer kaos örneği!
Evlilik, böyle küçük tartışmalarla dolu bir macera. Patates kızartmasından havlulara, televizyon kumandasından yatak örtüsüne kadar her şey bir kavgaya dönüşebilir. Ama aslında, bu tartışmaların hiçbiri ciddi değil. Sadece birbirimizi ne kadar önemsediğimizi ve bir arada olmanın ne kadar eğlenceli olduğunu gösteriyor. Sonuçta, patates kızartması nasıl kesilirse kesilsin, televizyon ne izlenirse izlensin, havlular nasıl katlanırsa katlansın, önemli olan birlikte gülebilmek ve bu küçük kavgaların üstesinden birlikte gelebilmek.