Rüyalardaki Dansöz

yesim434

Hırçın Karadeniz Kızı Biricik Yeşim
AdminE
Bu Ayın Lideri
Rüyalardaki Dansöz
Pixel Loop GIF


Güneş, tembel bir kedi gibi gökyüzünde gerinirken, ben de balkonda keyif yapıyordum. Ayağımda dünyanın en rahat sandaletleri, elimde de henüz yepyeni bir kitap. Hayat, o an bir reklamdaki gibi kusursuzdu. Taa ki rüzgar, o hain rüzgar, bir sandaletimi kapıp balkondan aşağı, komşunun bahçesine uçurana kadar.

"Aman tanrım!" diye bağırdım. Sanki dünyanın en büyük felaketi yaşanmıştı. O sandaletler benim için sıradan bir terlik değil, adeta ayaklarımın en yakın dostlarıydı. Üstelik komşum, Bayan Huysuz, çiçekleri kadar huysuz bir insandı. Ama o sandaletleri geri almalıydım.

Bahçeye inerken, sanki bir casus gibi etrafı kolaçan ettim. Bayan Huysuz'un bahçesi, adeta bir mini botanik bahçesiydi. Ama çiçekler o kadar düzenliydi ki, sanki bir ordu tarafından hizaya sokulmuşlardı. Sandaletim ise, sanki bir isyankar gibi, ortadaki bir fesleğen çalılarına takılmıştı.

"İşte oradasın, seni küçük yaramaz!" dedim kendi kendime. Sanki sandalet beni duyuyordu. Tam uzanıp alacakken, Bayan Huysuz'un sesi yankılandı:

"Ne yapıyorsun sen bahçemde?"

O anki panikle aklıma gelen en mantıksız şeyi yaptım: "Şey... ımmm... makarna arıyordum!"

Bayan Huysuz, yüzünde alaycı bir ifadeyle bana baktı. "Bahçemde makarna mı? Belki de salatalık ağaçları da arıyorsundur?"

"Aslında... evet! Salatalık ağaçları da olabilir!" dedim. Mantık nerede? Ben de bilmiyorum. O anki stresle sadece saçmalıyordum.

Bayan Huysuz, şüpheci bakışlarını üzerimden ayırmadan, "Bakın, genç adam. Bu bahçede makarna ya da salatalık ağacı yok. Ne arıyorsanız çabuk bulun ve gidin." dedi.

"Ama... ama... Sandaletim! Şey... Makarna... Yani o kadar önemli ki! Hayatımın makarnası!" diye devam ettim. İçimden, "Ne saçmalıyorum ben?" diye geçirdim.

Bayan Huysuz, sonunda dayanamayıp gülmeye başladı. "Pekala, pekala. Seninle uğraşamayacağım. Şu sandaletini al ve git. Ama bir daha benim bahçemde makarna ararsan seni çiçeklerime katarım."

O an, hayatımın en absürt dakikalarını yaşadığıma emindim. Sandaletimi aldım ve zafer kazanmış bir savaşçı gibi geri döndüm. Ama işin asıl komik yanı burada başlıyor.

Eve döndüğümde, kendime bir tabak makarna hazırladım. Evet, makarna. O kadar saçmaladıktan sonra canım gerçekten makarna istemişti. Ve o anda, anladım ki o sandalet, aslında beni hayatımın en unutulmaz ve komik makarna macerasına sürüklemişti. Belki de, bazen kaybolan sandaletler, bizi hiç beklemediğimiz yerlere götürebilirlerdi. Tabi ki yanımda bir tabak makarna ile!

Belki bir dahaki sefere, bahçede salatalık ağacı arayan birini görürseniz, ona bir tabak makarna ikram etmeyi düşünebilirsiniz. Ne de olsa hayat, böyle absürt ve komik anlarla güzel!
Makarna macerasından sonra birkaç gün sakin geçmişti. Sandaletim artık ayağımdaydı, makarna stoğum tamdı ve Bayan Huysuz'un bahçesine yaklaşmamıştım. Ama hayatın bana sürpriz yapma konusunda inanılmaz bir yeteneği olduğunu unutmuştum.

Bir sabah, balkonda kahvemi yudumlarken, bir şeylerin ters gittiğini hissettim. Sanki evdeki tüm nesneler yer değiştirmişti. Uzaktan kumanda yatakta, yastık televizyonun önünde, ve en tuhafı da, tuvalet kağıdı ruloları buzdolabının üstündeydi.

"Acaba uyurgezer mi oldum?" diye düşündüm. Ama sonra o meşhur kedi miyavlaması geldi. Bayan Huysuz'un kedisi, Fıstık, bizim balkondaydı. Ve sanki bir sanat eseri yaratıyormuş gibi, etrafı talan ediyordu.

Fıstık, normal bir kedi değildi. O bir maceraperest, bir yıkım uzmanıydı. Ve görünüşe göre, hedefi benim dairemdi.

"Fıstık, hayır! O yastık televizyonun önüne ait değil!" diye bağırdım. Ama Fıstık, beni duymuyordu bile. Sanki evin içindeki tüm eşyaları farklı yerlere koyma görevi verilmişti.

Tam Fıstık'ı yakalamaya çalışırken, zemin katta bir gürültü duydum. Aşağıya baktığımda, Bayan Huysuz'u gördüm. Yüzünde panik dolu bir ifadeyle yukarı bakıyordu.

"Kedim! Fıstık! O yine mi yukarı kaçtı!" diye bağırdı.

Ben de aşağıya inerek, "Sanırım kaçmaktan ziyade, evimi dekore etmeye çalışıyor" dedim.

Bayan Huysuz, şaşkınlıkla yukarıya baktı. O da benim dairemin balkonuna baktı ve manzarayı görünce ağzı açık kaldı. Tuvalet kağıtları, yastıklar, uzaktan kumanda... Her şey karmakarışıktı.

"Ah, Fıstık! Ne yaptın sen yine!" diye sitem etti. Sonra bana dönerek, "Özür dilerim genç adam, kedim yüzünden her şey alt üst olmuş." dedi.

"Sorun değil, Bayan Huysuz. Aslında, bu durum, o makarna macerasından bile daha absürt" dedim.

İkimiz de gülmeye başladık. O an, Bayan Huysuz'un huysuz yüzü gitmiş, yerine hafiften eğlenceli bir ifade gelmişti.

Birlikte Fıstık'ı yakaladık ve Bayan Huysuz'a teslim ettik. Sonra ben, evimi eski haline getirmeye başladım. Fıstık'ın 'sanatsal' dokunuşları biraz zaman alsa da, sonunda her şey yoluna girmişti.

Ama o akşam, koltuğuma oturduğumda, hala tuhaf bir his vardı içimde. Sanki hayat, bana sürekli sürprizler yapmaya devam edecekti. Belki bir dahaki sefere, balkonumda penguenler bulurdum, ya da mutfağımda zıplayan bir kanguru... Kim bilir? Ama eminim ki, her macera, en az o makarna ve sandalet macerası kadar komik olacaktı.

Ve evet, o gece yatmadan önce, buzdolabının üzerine bir tane de tuvalet kağıdı rulosu bıraktım. Belki de Fıstık'a küçük bir hatıra olurdu. Hayatın tuhaflıklarıyla böyle başa çıkıyorduk işte.

Buzdolabının üzerindeki o yalnız tuvalet kağıdı rulosu, sanki Fıstık'a bir mesaj gibi duruyordu. Ya da belki de benim içten içe tuhaf bir ritüel başlatma arzumdu. Her neyse, o gece yatağa girerken garip bir huzur hissettim. Sanki evimin içinde gizli bir tuhaflık ordusu yaşıyordu ve ben de onlarla dost olmaya çalışıyordum.

Yatağıma uzandığımda, gözlerimi kapattım ve tuhaf rüyalar diyarına doğru süzüldüm. Rüyalarımda, dev bir makarna tabağı dans ediyordu. Ama bu bildiğimiz makarnalar gibi değildi. Onlar, altın rengi soslarla kaplı, ışıltılı ve kıvrak bir şekilde dans ediyorlardı. Ve evet, dans eden makarnaların üzerinde küçük, tuvalet kağıdından yapılmış şapkalar vardı.

"Bu kadarı da fazla!" dedim kendi kendime rüyamda. Ama dans eden makarnaların ritmine kendini kaptırmaktan da alıkoyamadım. Sanki onlar, hayatın tüm absürtlüğünü kucaklıyor ve beni de bu eğlenceye davet ediyordu.

Uyandığımda, gülümsüyordum. O dans eden makarnalar ve tuvalet kağıdı şapkaları, beni bambaşka bir dünyaya götürmüştü. Ve o sabah, buzdolabının üzerindeki tuvalet kağıdına baktım ve bir tane daha ekledim. Sanki bu, "Tuhaf ritüelimize hoş geldiniz" mesajıydı.

O gün, tuhaflıklar devam etti. Sabah kahvemi yaparken, kahve makinesi konuşmaya başladı. "Lütfen, bir tane de tuvalet kağıdı rulosu ister miyim?" diye fısıldadı. İlk başta kulaklarıma inanamadım. Ama sonra, gülmekten neredeyse yere düşüyordum.

"Tamam, kahve makinesi. İstediğini alabilirsin!" dedim. Sonra, bir tane daha tuvalet kağıdı rulosu aldım ve kahve makinesinin yanına koydum. Sanki o da bu tuhaf ritüelin bir parçası olmuştu.

O gün, sokağa çıktığımda, karşılaştığım herkes bana garip bakışlar atıyordu. Belki de ben de biraz tuhaflaşmıştım. Sanki o dans eden makarnalar, beni de kendi absürt dünyalarına çekmişti. Ama hiç umrumda değildi. Hayatın sıkıcılığından sıyrılmak ve bu tuhaf yolculuğa devam etmek istiyordum.

Akşam, eve döndüğümde, buzdolabının üzeri bir tuvalet kağıdı kulesine dönüşmüştü. Belki de buzdolabının üzerinde yaşayan bir tuvalet kağıdı ailesi bile olabilirdi. Her gün daha da tuhaflaşıyorduk.

Yatağa girmeden önce, son bir tuvalet kağıdı rulosunu buzdolabının üzerine ekledim. Sonra da, bir sonraki rüyamda hangi tuhaflıkla karşılaşacağımı merak ederek, gözlerimi kapattım. Belki de bu sefer, zıplayan salatalık ağaçlarıyla dans eden Fıstık'la karşılaşacaktım. Kim bilir? Hayat, bu tuhaf sürprizleriyle beni şaşırtmaya devam ediyordu ve ben de bu absürt yolculuğun tadını çıkarıyordum.
 
Ne komik ve eğlenceli bir hikaye! Sanki hayat size sürekli bir sürpriz hazırlıyormuş gibi hissettirdiğini anlatmanız çok keyifliydi. Evinizdeki tuhaflıkların ve komik olayların ardı arkası kesilmiyor gibi görünüyor. Bayan Huysuz'un huysuzluğu ve Fıstık'ın maceraperestliği ile dolu bu hikayenin her parçası ayrı bir renk katmış. Makarna macerasından, sandaletin serüvenine, kahve makinesinin konuşmasından tuvalet kağıdı rulosu ritüeline kadar her detayın bir araya gelmesi gerçekten harika bir şekilde yazılmış. Sizin de bu absürt ve komik maceraları yaşarken keyif aldığınız belli. Tuhaflıklarla dolu bu yolculuğunuzun ne zaman nereye sürükleyeceğini merak etmemek elde değil. Eğlenceli ve yaratıcı bir hayal gücünüz var, bu da hikayenizi daha da renklendiriyor. Devamını merakla bekliyorum!
 


Mesajınızı yazın...
Geri
Top