Dünya Bizi Kıskanıyor mu, Yoksa Bizi Kandırıyorlar mı?

yesim434

Hırçın Karadeniz Kızı Biricik Yeşim
AdminE
Bu Ayın Lideri

Evet, “Dünya bizi kıskanıyor” lafını duymayan yoktur. Peki, bu bir gerçek mi, yoksa bizi oyalayan bir masal mı? Gelin, bu konuyu biraz daha derinlemesine inceleyelim. Ama tabii ki, komik bir şekilde!​


1. Dünya Bizi Kıskanıyor mu, Yoksa Biz Kendimizi mi Kandırıyoruz?

Şimdi, düşünelim: Dünya bizi kıskanıyorsa, neden her uluslararası organizasyonda bize “Eurovision’da sıfır puan” gibi şeyler yaşatıyor? Acaba dünya bizi kıskandığı için mi bize sıfır puan veriyor, yoksa “Hadi bakalım, bu sene de komik duruma düşsünler” mi diyor? Belki de dünya bizi kıskanmıyor, sadece bizi izlerken patlamış mısırını yiyor ve eğleniyor. “Bak şu Türkler yine ne yapacak?” diye.

2. Dünya Bizi Kıskanıyor mu, Yoksa Biz Kendimizi mi Övüyoruz?

“Dünya bizi kıskanıyor” lafını söylerken, aslında kendimizi mi övüyoruz? Mesela, “Türk kahvesi UNESCO listesinde” diyoruz ve hemen “Dünya bizi kıskanıyor!” diye ekliyoruz. Peki, İtalyanların pizzası, Fransızların kruvasanı, Japonların suşisi de listede. Onlar da “Dünya bizi kıskanıyor!” mu diyor? Yoksa onlar sadece “Evet, bizim yemeğimiz de güzel” mi diyip geçiyor? Belki de biz biraz abartıyoruz, ne dersiniz?

3. Dünya Bizi Kıskanıyor mu, Yoksa Biz Onları mı Kıskanıyoruz?

Şimdi, dürüst olalım: Biz mi dünyayı kıskanıyoruz? Mesela, İsviçre’nin dağlarını, İtalya’nın pizzasını, Japonya’nın teknolojisini görünce içimizden “Keşke bizde de olsa” diyor muyuz? Yoksa “Aman boş ver, bizim köyümüzün manzarası da güzel” mi diyoruz? Belki de dünya bizi kıskanmıyor, biz sadece kendi eksiklerimizi örtbas etmek için “Dünya bizi kıskanıyor” diyoruz. Ne dersiniz?

4. Dünya Bizi Kıskanıyor mu, Yoksa Biz Kendimizi mi Avutuyoruz?

“Dünya bizi kıskanıyor” lafı, biraz da kendimizi avutma yöntemi olabilir mi? Mesela, ekonomik krizdeyiz, “Ama dünya bizi kıskanıyor!” diyoruz. Trafikte saatlerce bekliyoruz, “Ama dünya bizi kıskanıyor!” diyoruz. Elektrikler kesildi, “Ama dünya bizi kıskanıyor!” diyoruz. Acaba bu bir avunma yöntemi mi? Yoksa gerçekten dünya bizi kıskanıyor mu? Belki de dünya bizi kıskanmıyor, sadece biz kendimizi avutuyoruz. Ne dersiniz?

5. Dünya Bizi Kıskanıyor mu, Yoksa Biz Kendimizi mi Kandırıyoruz?

Şimdi, biraz daha derine inelim: Acaba “Dünya bizi kıskanıyor” lafı, bizi kandırmak için mi söyleniyor? Mesela, birileri bize “Dünya bizi kıskanıyor” diyor ve biz de bunu duyunca mutlu oluyoruz. Ama acaba bu söz, bizi gerçeklerden uzaklaştırmak için mi söyleniyor? Yoksa gerçekten dünya bizi kıskanıyor mu? Belki de dünya bizi kıskanmıyor, sadece biz kendimizi kandırıyoruz. Ne dersiniz?

6. Dünya Bizi Kıskanıyor mu, Yoksa Biz Kendimizi mi Şımartıyoruz?

“Dünya bizi kıskanıyor” lafı, biraz da kendimizi şımartma yöntemi olabilir mi? Mesela, bir işi başardık, “Ama dünya bizi kıskanıyor!” diyoruz. Bir yarışmayı kazandık, “Ama dünya bizi kıskanıyor!” diyoruz. Bir başarı elde ettik, “Ama dünya bizi kıskanıyor!” diyoruz. Acaba bu bir şımartma yöntemi mi? Yoksa gerçekten dünya bizi kıskanıyor mu? Belki de dünya bizi kıskanmıyor, sadece biz kendimizi şımartıyoruz. Ne dersiniz?

7. Dünya Bizi Kıskanıyor mu, Yoksa Biz Kendimizi mi Övüyoruz?

Son olarak, “Dünya bizi kıskanıyor” lafı, biraz da kendimizi övme yöntemi olabilir mi? Mesela, bir başarı elde ettik, “Ama dünya bizi kıskanıyor!” diyoruz. Bir yarışmayı kazandık, “Ama dünya bizi kıskanıyor!” diyoruz. Bir işi başardık, “Ama dünya bizi kıskanıyor!” diyoruz. Acaba bu bir övünme yöntemi mi? Yoksa gerçekten dünya bizi kıskanıyor mu? Belki de dünya bizi kıskanmıyor, sadece biz kendimizi övüyoruz. Ne dersiniz?



“Dünya bizi kıskanıyor” lafı, belki de bir avunma, kandırma, şımartma veya övünme yöntemi. Ama şu bir gerçek ki, bizim kültürümüz, yemeklerimiz, misafirperverliğimiz, espri anlayışımız gerçekten takdir edilesi. Belki de dünya bizi kıskanmıyor, ama bizi takdir ediyor. Ve belki de biz, bu takdiri “kıskanıyor” olarak yorumluyoruz. Ne dersiniz?

 
Dünya Bizi Kıskanıyor mu, Yoksa Biz mi Kendimizi Kandırıyoruz? (Bölüm 2)

Evet, “Dünya bizi kıskanıyor” lafını söyleyip duruyoruz. Peki, bu doğru mu? Yoksa kendimizi mi kandırıyoruz? Gelin, bu konuyu biraz daha eğlenceli bir şekilde inceleyelim.​


Dünya Bizi Kıskanıyor mu, Yoksa Biz mi Her Şeyi Abartıyoruz?

Şimdi, dürüst olalım: Biz biraz abartmayı severiz. Mesela, bir yemeği yaptık, “Dünyanın en lezzetli yemeği bu!” diyoruz. Bir şarkıyı sevdik, “Bu şarkı dünyayı değiştirecek!” diyoruz. Bir maçı kazandık, “Dünya bizi kıskanıyor!” diyoruz. Acaba dünya bizi kıskanıyor mu, yoksa biz mi her şeyi abartıyoruz? Belki de dünya bizi kıskanmıyor, sadece biz abartmayı seviyoruz. Ne dersiniz?

Dünya Bizi Kıskanıyor mu, Yoksa Biz mi Her Şeyi Kendimize Mal Ediyoruz?

Şimdi, biraz daha derine inelim: Biz biraz her şeyi kendimize mal etmeyi severiz. Mesela, yoğurt bizim, baklava bizim, döner bizim… Peki, acaba dünya bizi kıskanıyor mu, yoksa biz mi her şeyi kendimize mal ediyoruz? Belki de dünya bizi kıskanmıyor, sadece biz her şeyi sahiplenmeyi seviyoruz. Ne dersiniz?

Dünya Bizi Kıskanıyor mu, Yoksa Biz mi Her Şeyi Kendimize Göre Yorumluyoruz?

Şimdi, biraz daha dürüst olalım: Biz biraz her şeyi kendimize göre yorumlamayı severiz. Mesela, bir yabancı bize gülümsedi, “Aa, bizi kıskanıyor!” diyoruz. Bir yabancı bizim yemeğimizi beğendi, “Aa, bizi kıskanıyor!” diyoruz. Bir yabancı bizim kültürümüzü övdü, “Aa, bizi kıskanıyor!” diyoruz. Acaba dünya bizi kıskanıyor mu, yoksa biz mi her şeyi kendimize göre yorumluyoruz? Belki de dünya bizi kıskanmıyor, sadece biz her şeyi kendimize göre yorumlamayı seviyoruz. Ne dersiniz?

Dünya Bizi Kıskanıyor mu, Yoksa Biz mi Her Şeyi Kendimize Göre Algılıyoruz?

Şimdi, biraz daha gerçekçi olalım: Biz biraz her şeyi kendimize göre algılamayı severiz. Mesela, bir yabancı bize baktı, “Aa, bizi kıskanıyor!” diyoruz. Bir yabancı bizimle konuştu, “Aa, bizi kıskanıyor!” diyoruz. Bir yabancı bizimle fotoğraf çekildi, “Aa, bizi kıskanıyor!” diyoruz. Acaba dünya bizi kıskanıyor mu, yoksa biz mi her şeyi kendimize göre algılıyoruz? Belki de dünya bizi kıskanmıyor, sadece biz her şeyi kendimize göre algılamayı seviyoruz. Ne dersiniz?

Dünya Bizi Kıskanıyor mu, Yoksa Biz mi Her Şeyi Kendimize Göre Yansıtıyoruz?

Şimdi, biraz daha açık olalım: Biz biraz her şeyi kendimize göre yansıtmayı severiz. Mesela, bir yabancı bize güldü, “Aa, bizi kıskanıyor!” diyoruz. Bir yabancı bizimle ilgilendi, “Aa, bizi kıskanıyor!” diyoruz. Bir yabancı bizimle vakit geçirdi, “Aa, bizi kıskanıyor!” diyoruz. Acaba dünya bizi kıskanıyor mu, yoksa biz mi her şeyi kendimize göre yansıtıyoruz? Belki de dünya bizi kıskanmıyor, sadece biz her şeyi kendimize göre yansıtmayı seviyoruz. Ne dersiniz?

Dünya Bizi Kıskanıyor mu, Yoksa Biz mi Her Şeyi Kendimize Göre Anlatıyoruz?

Şimdi, biraz daha samimi olalım: Biz biraz her şeyi kendimize göre anlatmayı severiz. Mesela, bir yabancı bize ilgi gösterdi, “Aa, bizi kıskanıyor!” diyoruz. Bir yabancı bizimle sohbet etti, “Aa, bizi kıskanıyor!” diyoruz. Bir yabancı bizimle vakit geçirdi, “Aa, bizi kıskanıyor!” diyoruz. Acaba dünya bizi kıskanıyor mu, yoksa biz mi her şeyi kendimize göre anlatıyoruz? Belki de dünya bizi kıskanmıyor, sadece biz her şeyi kendimize göre anlatmayı seviyoruz. Ne dersiniz?

Dünya Bizi Kıskanıyor mu, Yoksa Biz mi Her Şeyi Kendimize Göre Yorumluyoruz?

Şimdi, biraz daha gerçekçi olalım: Biz biraz her şeyi kendimize göre yorumlamayı severiz. Mesela, bir yabancı bize gülümsedi, “Aa, bizi kıskanıyor!” diyoruz. Bir yabancı bizim yemeğimizi beğendi, “Aa, bizi kıskanıyor!” diyoruz. Bir yabancı bizim kültürümüzü övdü, “Aa, bizi kıskanıyor!” diyoruz. Acaba dünya bizi kıskanıyor mu, yoksa biz mi her şeyi kendimize göre yorumluyoruz? Belki de dünya bizi kıskanmıyor, sadece biz her şeyi kendimize göre yorumlamayı seviyoruz. Ne dersiniz?



“Dünya bizi kıskanıyor” lafı, belki de bir avunma, kandırma, şımartma veya övünme yöntemi. Ama şu bir gerçek ki, bizim kültürümüz, yemeklerimiz, misafirperverliğimiz, espri anlayışımız gerçekten takdir edilesi. Belki de dünya bizi kıskanmıyor, ama bizi takdir ediyor. Ve belki de biz, bu takdiri “kıskanıyor” olarak yorumluyoruz. Ne dersiniz?
 

Dünya Bizim Ne Kadar Geri Kalmış ve Cahil Olduğumuzu Görüp Kıskanıyor!


Evet, yanlış duymadınız. Dünya bizi kıskanıyor çünkü bizim geri kalmışlığımız ve cahilliğimiz karşısında hayrete düşüyor! Nasıl mı? Gelin, bu durumu biraz daha komik bir şekilde inceleyelim.​


Trafikteki Deha:

Dünya, bizim trafikteki “yaratıcılığımızı” görüp kıskanıyor. Mesela, dört şeritli yolda beşinci şeridi icat edebilen bir milletiz. Kimsenin aklına gelmeyen kısayolları bulup, trafik kurallarını “tavsiye” olarak gören bir zekaya sahibiz. Dünya bunu görüp, “Biz hala kurallara uyuyoruz, onlar ise kuralları yeniden yazıyor!” diye kıskanıyor.

Elektrik Kesintisinde Buluşlar:

Elektrikler kesildiğinde, bizim millet olarak yaptığımız buluşlar dünyayı hayrete düşürüyor. Mum ışığında tavla oynamak, jeneratörle çalışan televizyonda maç izlemek, komşudan pil ödünç almak gibi icatlarımız var. Dünya bunu görüp, “Biz elektrik kesilince panik yapıyoruz, onlar ise bir icat çıkarıyor!” diye kıskanıyor.

İnternet Hızındaki Felsefe:

Bizim internet hızımız öyle bir seviyede ki, bir sayfa açılana kadar felsefe yapıyoruz. “Acaba internet neden bu kadar yavaş?”, “Bu yavaşlık hayatın bir metaforu mu?”, “Bu kadar beklerken bir çay demlesem mi?” gibi sorularla derin düşüncelere dalıyoruz. Dünya bunu görüp, “Biz hızlı internetle zaman kaybediyoruz, onlar ise yavaş internetle felsefe yapıyor!” diye kıskanıyor.

Çöp Konteynerindeki Sanat:

Bizim çöp konteynerlerini kullanma şeklimiz öyle bir sanat ki, dünya bunu görüp kıskanıyor. Mesela, çöp konteynerinin yanına çöp bırakmak, çöpü konteynerin üstüne dengeli bir şekilde yerleştirmek gibi yeteneklerimiz var. Dünya bunu görüp, “Biz çöpü konteynere atıyoruz, onlar ise çöpü sanat eserine dönüştürüyor!” diye kıskanıyor.

Sokak Hayvanlarıyla İletişim:

Bizim sokak hayvanlarıyla kurduğumuz iletişim öyle bir seviyede ki, dünya bunu görüp kıskanıyor. Mesela, bir kediye “Pisipisi” diye seslenmek, bir köpekle göz teması kurup “Hav hav” diye konuşmak gibi yeteneklerimiz var. Dünya bunu görüp, “Biz hayvanlarla iletişim kuramıyoruz, onlar ise hayvanlarla derin sohbetler yapıyor!” diye kıskanıyor.

Toplu Taşımadaki Fizik Yasalarını Çiğnemek:

Bizim toplu taşımada fizik yasalarını çiğneme yeteneğimiz öyle bir seviyede ki, dünya bunu görüp kıskanıyor. Mesela, bir minibüse 20 kişi sığdırmak, otobüsün kapısında asılı kalarak seyahat etmek gibi yeteneklerimiz var. Dünya bunu görüp, “Biz fizik yasalarına uyuyoruz, onlar ise fizik yasalarını yeniden yazıyor!” diye kıskanıyor.

“Aman Boş Ver” Felsefesi:

Bizim “aman boş ver” felsefemiz öyle bir seviyede ki, dünya bunu görüp kıskanıyor. Mesela, bir sorun çıktığında “Aman boş ver, nasıl olsa hallederiz” diyerek hayatı akışına bırakıyoruz. Dünya bunu görüp, “Biz stres yapıyoruz, onlar ise ‘aman boş ver’ diyerek hayatı yaşıyor!” diye kıskanıyor.


Dünya bizim geri kalmışlığımızı ve cahilliğimizi görüp kıskanıyor çünkü biz, hayatı kendimize göre yaşamanın bir yolunu buluyoruz. Trafikte, elektrik kesintisinde, internette, çöp konteynerinde, sokak hayvanlarıyla iletişimde, toplu taşımada ve “aman boş ver” felsefesinde, biz kendi yolumuzu buluyoruz. İşte bu yüzden dünya bizi kıskanıyor. Ve belki de, bu kıskançlık, aslında bir hayranlık!
 


Mesajınızı yazın...
Geri
Top